Ölümcül Merhamet  - Robin LaFevers, R.L. LaFevers Yorumun tamamı için Kitap Esintisi sayfasına bakabilirsiniz.

Ölümcül Merhamet gayet güzel bir kitaptı. İlk olarak arka yazısı beni çekti zaten. Ölüm'ün kızları olarak işaretlenen kızlar bir manastırda eğitim görüyorlar ve birer suikastçıya dönüşüyorlar. Sonra da manastır dışında göreve gönderilip hedefleri tek tek haklamaya başlıyorlar. Birçok çeşitli alet ve silahı kullanmayı öğrendiklerinden, hemen hemen birer ölüm makinesine dönüşüyorlar diyebiliriz.

Kitaptaki asıl karakterimiz Ismae, doğumundan itibaren birçok zorluk yaşamış, ondan nefret eden bir baba ile baş etmek zorunda kalmış ve en son kaba saba bir çiftçiye para karşılığı satılmıştır. Ama ne var ki düğün gecesi kocası olan bu çiftçi sırtındaki yarasını görmüştür ve onu biraz patakladıktan sonra da onu kilisedeki bağnazlara verip ondan kurtılmayı düşünmüştür. Peki bu yaranın anlamı ne? Sırtındaki bu yara, doğumu esnasında ölüm tanrısı tarafından işaretlendiğini gösteren bir yara. Annesi ona hamileyken bir cadının verdiği zehri içmiş ama Ismae’nin ölmesini sağlayamamış, bu yüzden de sırtında garip bir yara olarak kalmış. Bu garip durum da tabi Ismae’nin annesinin kendisinden neden bu kadar nefret ettiğini anlayamamasına neden olmuştur ama aslında bildikleri şeylerin gerçeği yansıtmadığını öğrenecektir.
....

Kitap güzel ilerliyor, merak ediyorsunuz, haini illa ki bir yerden sonra anlıyorsunuz ve kitabı güzel bir şekilde bitiriyorsunuz. Ama bu kitapla her şey bitiyor mu peki? Hayır. Bu serinin ilk kitabı ve şu an iki kitabı daha var. Bu diğer iki kitapta ise Ismae’nin manastırdan arkadaş olduğu iki kızın başından geçenler anlatılıyor. Özellikle Sybella’nın anlatıldığı ikinci kitap bir hayli merak uyandırıcı. Çünkü kitabı okurken Sybella’nin nasıl bir göreve atandığını ve başına neler geldiğini merak ediyorsunuz. Zaten grubun en dengesiz üyesi olması da onu daha da merak etmeniz için büyük bir neden. Yani kısacası serinin geri kalan kitaplarını da dört gözle bekliyorum.