Bana Bir Söz Yeter - Linda Francis Lee Bu yorumu Kitap Esintisi sayfasında bulabilirsiniz.

Linda Francis Lee benim daha önce de okuduğum bir yazar. Önceki kitabı aslında bu okuduğum kitapla aynı seride yer alan bir kitap, yalnız bir seri olarak bulunmuyor goodreads'te. Önceki kitabını pek hatırlayamadığımı fark ettim, demek ki o bunun kadar iyi değilmiş. Bunun konusu felan sıradan olsa da ötekinden daha iyi geldi.

Kitapta kendinin sıkıcı, çekimser ve seksi olmadığını düşünen bir kadın karakterimiz var: Chloe Sinclair. Yerel bir TV kanalında çalışıyor ve bir gün yaptığı "Ne kadar seksisiniz" testiyle hayatı değişiyor. Kendini seksi olduğuna inandırmak için tanımadığı bir adamla kendini otelin tuvaletinde buluyor. Neredeyse basılmak üzerelerken oradan kaçıyor ve hayatında bir daha bu adamı görmemek için dua ediyor. Peki duası gerçekleşiyor mu: Hayır tabiki de.

Asıl erkeğimiz Sterling Prescott ise batmakta olan şirketleri değerinin altında satın alarak kurulan Prescott Medya'nın CEO'su. Ve bir sonraki amacı da Chloe'nin çalıştığı TV şirketini de kadrosuna katmak. Ama tuvaletteki o olaydan sonra kadını bir türlü aklından çıkaramıyor ve ertesi gün onu toplantı odasında gördüğünde ise yerinde kalakalıyor. Çünkü dünkü ateşli kadın onu tanımamış gibi davranmakta ve aslında ismini bilse ona zehir kusacağından emin. Yanlış bir anlaşılmayla onu geçenlerde kovduğu yardımcısı Trey sanmalarıyla onun kimliğine bürünüyor ve Chloe'den dolayı şirketi satın almak yerine onlara yardım etmeyi seçiyor. Erkek kardeşi de onu sıkıştırıp iddiaya sokuyor: Bu iddia gereği bir ay boyunca onlara yardım etmesi gerek, bu sayede erkek kardeşi de yuvaya geri dönmeyi kabul edecek.

Kitabın asıl konusu bu olsa da bir de kanalı kurtarmak için yapılan reality şovu var: Av ve Bir Düzine Gül. Av bir erkek ve 12 kadın da onun kendisini seçmesini sağlamaya çalışacak. Ama son anda asıl seçilen av ile güllerden biri kaçıp gidince, av rolü Sterling'e, gül rolü de Chloe'ye kalıyor ve işler buradan sonra hem komikleşiyor hem de bir hayli karışıyor.

Kitap gayet akıcı, konusu da sıkmıyor. Rahat bir şekilde okuyup biten bir çik-lit romanı. Hem eğlendirici hem romantik bu yüzden de benim gözümde en iyi karışımlardan birine sahip. Eğer okuduğunuz tarzlardan sıkıldıysanız ve bir nefes almaya ihtiyacınız varsa, bu kitap o kitap.

(Ayrıca serinin bir sonraki kitabı, Sterling'in kardeşi Ben ile kanalın sahibi Julia'yı anlatıyor. O da kesinlikle okunulası.)