Pasaklı Tanrıça - Sophie Kinsella, Bige Turan Samantha nasıl bir karakterdi öyle? Kronik bir işkolikken bir hatadan dolayı işini kaybediyor ve hayatı bir anda değişiyor. Yemek yapmasını, çamaşır yıkamasını, temizlik yapmasını bilmeyen kız bir evde üst düzey bir hizmetçiymiş gibi işe giriyor. Sonuç mu: Komedi. Durumu çaktırmamak için yaptığı şeyler, iç konuşmaları kahkaha attıracak cinsten. Biri vardı ki çok komiğime gitmişti hatta:

"..."Selam," diyorum aynadaki yansımama, saçımı havalı havalı arkaya itiyorum. "Selam Nathaniel. Selam Nat."
Artık tek ihtiyacım olan iğrenç sürülmüş kat kat rimel ve ondan sonra tepeden tırnağa on dört yaşındaki halime dönebilirim."
"...Eğer bir kadın bir erkekten hoşlanıyorsa göz bebekleri büyürmüş. Ayrıca bilinçsiz bir şekilde öne eğilir, adamın şakalarına güler ve dirseklerini ve avuç içlerini gösterirmiş.
Bir denemek için aynadaki yansımama doğru eğilip avuçlarımı açıyorum.
Tam İsa'ya benzedim.
Şuh bir kahkaha eklemeye çalışıyorum. "Ha ha ha!" diye sesli sesli gülüyorum. "Beni kopardın!"
Şimdi de neşeli bir İsa oldum.
Tüm bunların bana bir yardımı dokunacağından gerçekten de pek emin değilim."

Şirin bir şekilde komik. Asıl oğlan Nathaniel tabi. Sonlara doğru Samantha dil ısırtacak şekilde değişiyor ama bir şey bütün hayatını değiştiriyor ve intikam almaya karar veriyor. Tabi işler sarpa sarıyor ve seçim yapması gerekiyor, kariyer mi aşk mı? Değişen Samantha'yı da önceki hali kadar sevdim, yazılış tarzı güzeldi, başından geçenler iyi kurgulanmıştı, bu yüzden kitap çok zevkliydi. Okuyun derim. Yazarın tarzı bu sanırım, diğer kitaplarını da bulursam alırım.