Gregor ve Zaman Kehaneti  - Suzanne  Collins Bütün bir seri Gregor ve kehanetler üzerinden gitse de sonunda kehanetlerin pek bir olayı olmadığını anlıyorsunuz. Ayrıca çocuk kitabı gibi başladı ama bittiğinde çocuk kitabı değildi bence. En son Gregor o kadar çok yaratık kesti biçti ki böyle bir kitabın çocuklara hitap edeceği bir yer kalmadı bence. Yani aman çocuk kitabı diyip okumuyorsanız sonunda öyle bir şey kalmadığını biliniz. Aşk bile var yani sonunda.


*spoiler*
Aşk var dedim az önce, bu aşk dördüncü kitapta kendini göstermeye başlıyor. Gregor ve Luxa tabi ki karakterlerimiz. Gregor son kitapta öyle bir romantik oluyor ki gözleriniz yaşarıyor hatta. Luxa'nın fotoğrafını saklamalar felan hoşuma gitti benim.

Son kitaptaki kehanete göre savaşçının ölmesi gerekiyor. Bu yüzden Gregor kitapta hep bir umutsuzluk içinde, öleceksem ne faydası var gibisinden. Tam bir karamsar ruh halinde, her yaptığı şeyi son kez yapıyor gibi düşünüyor ve benim gibi duygusal insanların gözlerini yaşartıyor.

Kitapta sıçanlar insanlara resmen savaş ilan ediyor ve önderleri de aklı bir karış havadaki Felaket. Kim bu Felaket? İkinci kitaptaki kehanet nedeniyle yola çıkıp bulduğu küçük, beyaz bir sıçan yavrusu vardı ve onu öldürmesi gerekiyordu ama ne yaptı, öldüremedi tabi. İşte o küçük fare büyüdü ve dev gibi oldu, kendine de bir sürü yandaş buldu ve savaş başladı.

Peki kimleri feda ettik bu savaşta? Eğer okuyacaksanız burada durun ciddiyim. Öncelikle pek sevmediğim ama ölümü biraz hüzünlü gelen Solovet var. Solovet tuzağa düştü ama onu kurtarmaya gidip bütün planı feda etmediler. Bunu duyan kocası da felç geçirdi ve adamın sol tarafı felçli kaldı. Küçük bir yarasa vardı, iğrenç esprileri çok seven biriydi; o da çelimsizliğinden mağaralarda hayatını kaybetti dördüncü kitapta. Ama engellemeye çalışıp da anlatmak istemediğim bir ölüm var ki beni çok çok üzdü. Malesef Gregor ve Felaket savaşırken Ares öldü. Benim gözyaşlarım anında boşaldı. Kitaplardaki karakterlere bu kadar bağlanmamam lazım. Ama sonunda Gregor ölmedi tabi ki. Ripred'e göre kehanetler insanlara bir şeyler yaptırmanın yollarından biri. Her zaman kendine göre yorumladığını açıkladı zaten. Gregor'un da kehanetleri yazan adama karşı bir antipatisi oluştu, kehanetleri boşladı yani bizim Gregor ama halkın çoğu sandviçli bartomelovun kehanetlerine bağlı.

Kitabın en sonunda bütün aile yer üstüne dönüyor ve evlerine yerleşiyorlar. Bu arada Lizzie'nin de yer altına gelip şifre çözümüne dahil oldu ve sıçanların gizli haberleşme şifresini çözdü resmen. Yani bütün aile derken abartmıyorum, baba gelip onları topluyor zaten. Büyükanne hastanede, eminim iyi olsa onu da indirirlerdi :P Neyse, en son yer üstüne çıkışlarıyla Gregor resmen bunalımlı oluyor (zaten Luxa ile gayet romantik ayrılıyorlar), bir daha hiç dönemeyecekmiş gibi hissediyor ama oraya dönüp yaşamayı planlıyor "başka ne yapabilirim ki, burada bağlı olduğum bir şey yok, hiçbir şey beni çekmiyor" düşüncesinde. En son Bot'u Central Park'a götürüyor. Orada Bot Gregor'a "Ge-go" ya da "Gre-go" değil tam olarak söylüyor, Gregor da buna şaşırıyor ve bitiyor.

Şimdi son böyle olmamış, sanki Gregor aşağıya dönmeyedebilire gelmiş ki mümkün değil gibi. Yine de ben Gregor'un en son Yeraltında kalmasını beklerdim. Aynı Açlık Oyunları serisinin sonu gibi biraz aceleye gelmiş, bu kadın kitapları pek iyi bitiremiyor bence. Yine de güzel ve farklı bir macera yaşatığı için kendilerine teşekkürümü sunarım buradan, serilerini çıtası gittikçe yükselmiş demek ki, Açlık Oyunları'na ön hazırlık gibi olmuş bu kitap.