Zehir - S.J. Bolton Bu yorumu Kitap Esintisi sayfasında bulabilirsiniz.

Uzun zamandır çevrilmesini beklediğim bir yazardı S.J. Bolton. Eğer önceki kitabı Kurban'ı okuduysanız bu hevesimin nedenini anlayacaksınız. İlk kitabını bitirdiğimde polisiye yazarlarıma yeni birini ekledim diyerek kitabı bırakmıştım, çünkü şu "kalemi kuvvetli" diyebileceğimiz tabir bu yazar için bir hayli geçerli.

Bu kitabında da hayal kırıklığına uğramadım. Kitap yılanlarla geçiyor, kitaptaki karakterler ve yılanlarla ilişkileri kitabın temasını oluşturuyor. Kitap biraz sorunlu bir karakterin ağzından anlatılıyor. Kızımız Clara'nın yüzü bebekken köpeklerce parçalanıyor ve o iz yüzünden etrafına sıkı bir duvar örmüş, köydeki evi herkesten uzak, sessiz ve sakin bir veteriner. Ama ne zaman etraftaki başıboş yılanlar artıyor, bütün düzeni alt üst oluyor. Gidip bir sürü yılan topluyor evlerden. Ama biri var ki o yılan onu bile korkutuyor. Taipan türündeki bu yılan dünyanın en zehirli yılanı. Peki aslında yurdu Avustralya ve Papua Yeni Gine olan bu yılanın İngiltere'de ne işi var?

Kitap ilerledikçe işler daha da ilginçleşiyor. Bütün olay aslında çok eskiden olan şeylerin bir uzantısı. Kasabanın geçmişi; farklı kilisesi, uç ayinleri, anormal papazı ile biraz karanlık. Ama bunların ortaya çıkması zor bir süreç.

Yazarı, yazdığı konuyu sonuna kadar araştırmasından dolayı tebrik etmek lazım. Hem yılanlar ve zehirleri hakkında, hem de 40'lar ve 50'lerde çıkan yeni kilise hareketlerini çok iyi aktarmış. Yazarken bir hayli çırpınmış yani. Zaten kitabın sonunda da araştırmalarını nasıl yaptığını anlatıyor bir sayfada. Kısacası kadının kurgusu gayet iyi.

Kitabın ortalarında olaylar hızlanmaya başlıyor ve siz aslında katili tahmin etseniz de tahmin edilmesi zor bir yönü ortaya çıkıyor. Ne demek istediğimi merak ettiyseniz alın okuyun derim. Ben bu kitabını da çok beğendim ve de çok ilginç geldi. Tabi yılanları sevmiyorsanız pek tavsiye etmem =)