Cesaretin Anahtarı - Nora Roberts Güzel bir üçlemenin sonuna geldik. Noracığım bu sefer işin içine mitolojiyi, tanrıları felan katmış ve çok hoş olmuş. Kelt efsanelerinden yola çıkıp bize güzel bir hikaye anlatıyor. Kelt tanrılarından biri bir ölümlüye aşık olur ve kızı kendi dünyasına getirtir. Bunun üzerine kimileri bunları hoş karşılar kimileri de bu duruma sinir olurlar. Bunların üç kızı olur, hepsi yarı tanrıdır ve özellikleri farklı olsalar da çok sevimli, cana yakın ve birbirlerini seven üç kız kardeştirler. Ama bir büyücü onları bir an korumasız yakalar ve ruhlarını bir kutuya hapseder. Kutunun 3 kilidi vardır ve ancak 3 fani tarafından açılabilecektir. Bu 3 fani de aynı kasabada yaşayan Malory, Dana ve Zoe isimli kadınlardır. Malory sanat galerisinde çalışmakta ve işinde huzursuzluk yaşamaktadır, Dana da kütüphanede çalışmakta kitaplarla kafayı bozmuş bir kadındır ve o da huzursuzdur, Zoe ise bir kuaförde çalışan yetenekli elleri olan ve 9 yaşında bir oğlu bulunan genç kadındır. Bu üç kadın da 3000 yıldır uyumakta olan kızlara benzemektedirler ve hepsi sırasıyla anahtarları bulma görevini kabul ederler. Önce Malory bulur ilk kitapta, ikinci de Dana, en son heyecanlı bir bitiş ile Zoe bulur. Bu arada aşk olmaz mı olur tabi. Malory kalbini Dana'nın üvey abisi Flynn'e kaptırır. Dana ise yıllar önce onu terk eden, bu olaylar için kasabaya gelen onun ve abisinin çocukluk arkadaşı Jordan'ı affeder ve daha güçlü bir birlikteliğe başlarlar. Zoe ise Flynn'in diğer kankası Bradley'e kalbini kaptıracaktır. Onların anahtarları bulmasını engelleyen Kane isimli kötü bir büyücü de vardır ve onları içlerine çektiği düşlerle vazgeçirmeye çalışmaktadır.

Kitaplar hem romantik hem mitolojik hem de merak unsurlarını güzelce işliyor. Siz anlamadan kendinizi 100-150 sayfa okumuş buluyorsunuz. Zaten Nora yazar da okunmaz mı? :D